Aşık Veysel 'e Saygıyla..

7 yaşında gözlerini kaybettiğinde onun dünyaca ünlü biri olabileceği kimsenin aklının köşesinden geçmezdi!

Hayatları ile bize örnek olan, ışık tutan, ilham veren kişilere hayranlığımı her seferinde dile getiririm. Kimisi amaçları doğrultusunda gitmekten vazgeçmeyen kişiler… Kimisi başarısızlıktan, reddedilmekten, yaşadıkları olumsuzluklardan ders alarak yollarına devam edenler… Kimisi de şartlar ne olursa olsun bir yol bulanlar… Onların arasında biri var ki; hayat hikayesini okuduğumda etkilenmiş; kahramanlarımdan biri olmuş; eğitimlerimde, koçluklarımda, konuşmalarımda adından sık sık bahsetmişimdir.

Aşık Veysel… 1894 yılında, Sivas’ın Sivrialan Köyü’nde dünyaya gelen; o yıllarda yaygın, bulaşıcı çiçek hastalığı yüzünden gözlerini kaybeden, görmemesine rağmen saz çalmaya başlayan ve sazıyla da dünyaya nam salan Aşık Veysel’den!

O içini kavuran sorunlarını sazıyla anlatıyordu. Onun karanlık dünyasını sazı aydınlatıyordu… Hem dert ortağı hem mutluluk kaynağıydı.

Küçüklüğünden itibaren sorunlarla iç içe yaşadı ve bu sorunların çözülmesi üzerine kurulmuş bir hayat geçirdi. Sadece kendisi değil, çevresi için de durum aynıydı.

Peki; onun dünyaca ünlü biri olmasını sağlayan şey neydi?

O, çok özel bir yetkinliğine sahipti; duygularının farkında olmayı bilen, bildiği kadar da aktarabilen biriydi… Duygusal iç görüsü de çok gelişmiş biriydi.

Yaratıcı biriydi; hayal etmek onun en çok kullandığı yetkinliklerden biriydi ve bu yetkinliği onun yaratıcı biri olmasını sağlıyordu.

Problem çözme yeteneğine sahipti; sorunlarını onun yerine çözecek başka biri yoktu, kendi problemlerini sadece kendisinin çözebileceğini küçük yaşlarından itibaren öğrenmişti. “Taş olsam yandım idi. Toprak oldum dayandım.”

İyimser biriydi; hayatta karşısına ne çıkarsa çıksın kendisi için bir fayda taşıdığını düşünüyordu. Bunu da şöyle söylerdi: “Anlatamam derdimi dertsiz insana, dert çekmeyen dert kıymetin bilemez.”

Empatik biriydi; çevresindeki kişilerin yaşadıkları doğrultusunda duygularını anlar, ön yargısız yaklaşırdı…

İçsel motivasyonuna bağlıydı; dizelerinde hayallerinden, düşüncelerinden ve bunları gerçekleştirme niyetinden sıkça bahsediyordu.

Kararlı biriydi; üstelik verilmesi hiç kolay olmayan kararlar veren biriydi.

İşbirliği yapmanın değerini yaşayarak öğrenmişti.

Uyumlu biriydi, girişimciydi, kendiyle barışıktı.

Tüm bunlar onun sanatına öyle güzel yansıdı ki, o dünyayı görmese de dünya onu gördü! Hayatı hepimize ilham kaynağı oldu!

Ve tüm bunlar Duygusal Zeka yetkinlikleri…

Hayatıyla tüm dünyaya, söylediği şiir ve deyişlerle birçok modern sanatçıya ilham veren Aşık Veysel’e saygıyla…