Hedeflere yolculuk!

Her zaman düşünen, sorgulayan ve kendisine hedefler koyan biri olduğumu düşünüyorum.  Bana katkısı olacak, istediklerim yönünde beni destekleyecek ve mutlu olacağım şeylerin peşinden koşmak istedim.


Bu konuda hep hatırımda olan bir anımı paylaşacağım.  Lise 2. sınıftayken gerek öğretmenlerimin gerekse ailemin bana uygun gördükleri, benim için ideal olduğunu düşündükleri meslekler vardı. Etkin konuşma ve ikna yetkinliklerimden dolayı öğretmenlerim avukatlık mesleğinin bana uygun olduğunu düşünüyorlardı. Annem ise her zaman doktor olmamı istedi. Her iki meslek için de gerekli araştırmalar yapmam gerektiğini düşünerek, kendimi sorgulamak adına adliyeye gittim. Adliyede zaman geçirdim, sonra da devlet hastanesine gittim. Kendimi nasıl hissettiğimi ve buralara ait olup olmadığımı anlamaya çalıştım. Avukatlık ve doktorluk ile ilgili kendime sorular sorarak cevap aramaya başladım. Sonunda birçok neden buldum, bu mesleklerin neden bana uygun olmadığını anlamamı sağlayan. Daha sonrasında da hiçbir zaman keşke avukat, keşke doktor olsaydım demedim. Eminim ki, bu iki güzide mesleğin Türkiye’de çok iyi üyeleri var. Çünkü insan kendine uygun ve sevdiği meslekte başarılı oluyor, mutluluğu yakalıyor.


Sınav öncesinde kendi imkanlarımla üniversitelerin barınma koşullarını, kampus olanaklarını, bölüm derslerini, üniversitenin kültürel ve sosyal yaşantısını, dünyadaki saygınlığını, kültürünü inceledim, üniversite broşürlerinden araştırdım.  Fikrimi bu araştırmalar ve kendi özelliklerimin farkındalığı ile netleştirdim. Üniversite sınavında en iyi tıp fakültesi ve en iyi hukuk fakültesini kazanacak kadar iyi bir puanım vardı. Fakat ben işletme bölümlerini yazdım. ODTÜ’ye girmiş olmaktan her zaman mutlu oldum.