İnsanlar Arasında Duyguların Yayılmasının 5 Şaşırtıcı Yolu

“Duygular, virüs gibi insanlar arasında yayılır” diyor, onlarca yıldır duyguların yayılmasını inceleyen bir araştırmacı olan Sigal Barsade. Bu makalede bakmak istediğimiz soru, duygular tam olarak nasıl yayılıyorlar? Ve bizler bunun farkında mıyız? 

En son araştırmalara göre insanlar arasında duyguların yayılmasının 5 şaşırtıcı yolu bulunmaktadır.

Minik yüz kaslarından Facebook'a kadar pek çok kanal ile duyguların yaydığı 5 şaşırtıcı yol var.

1. Ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz. 

Ses tonunun değişmesi duygusal verileri diğer insanlara iletmenin birincil yollarından biridir. İnsanlar sıklıkla sesimizden çıkardıkları duyguları “yakalarlar”. Sosyal psikologlar Roland Neumann ve Franz Strack'in büyüleyici çalışmasında katılımcılar, mutlu, hüzünlü ve nötr ses tonu değişimlerini kullanarak tarafsız bir metni okuyan aktörleri dinlediler. Daha sonra katılımcılara nasıl hissettikleri soruldu.

Katılımcıların duyguları, duydukları ile büyük ölçüde eşleşti ve metni pozitif ton ile duyan grup en iyimser hissedenlerdi. Metni okuyan hakkında ne hissettiklerini derecelendirmeleri istendiğinde katılımcılar hüzünlü sesle okuyan kişiyi en az sevdikleri olarak değerlendirdiler.

Bu çalışmanın bir başka ilginç yanı da bazı katılımcıların, aktörleri dinledikten sonra konuşmayı okumaları istenmiş ve katılımcılar aktörlerin ses tonları ile ilettikleri duyguları taklit etmişlerdir.

Yani bazı durumlarda söylediğiniz şeyden ziyade bunu nasıl söylediğiniz en önemlisidir. İnsanlar sadece ses tonunun değişmesinden nasıl hissettiğimizi anlamakla kalmıyor aynı zamanda kendileri de bu şekilde hissetmeye başlıyorlar.

2. Ufacık tefecik yüz kaslarının taklidi.  

Yüzümüzdeki küçük kaslar yüzünden duygular hızla yayılır. İnsanlarla konuştuğumuzda, bilinçsizce diğer kişinin yüz kaslarını yani mikro ifadelerini taklit ederiz. Bu, milisaniye cinsinden otomatik olarak gerçekleşir. Ve küçük kas hareketlerinin farklı kombinasyonları aslında taklidin tüm amacı olan farklı duygulara karşılık gelir. Bu istemsiz taklit, diğer kişininkiyle eşleşen zihinsel ve duygusal bir durumu harekete geçirir. Aslında harekete geçen ayna nöronlar adı verilen özel bir beyin hücreleri grubudur. Bu hücreler karşımızdakinin deneyimlerini yansıtmamıza ve hissettiklerini hissetmemize neden olurlar. Ve tüm bunlar bilinçaltında oluşur.

Evrimsel bir bakış açısıyla, bu taklit mekanizması, diğer kişinin duygusal durumunu çözmenin inanılmaz hızlı ve doğru bir yoludur. Bir kaplan gören birini gördüğünüzde  yüz ifadelerinin bir korku ifadesi olduğunu ve size de aynı duyguyu hissettirdiğini hızlıca çözmek, yaşam ve ölüm arasındaki fark olabilir. Bu yüzden diğer insanların yüz kaslarının ince hareketlerine, dudaklarına, kaşlarına veya gözlerine uyum sağlıyoruz. Bu, sosyal yaratıklar için bir hayatta kalma mekanizması.

Öyleyse, duyguların yayılmasının 5 şaşırtıcı yolundan ikincisi, diğerlerinin yüz ifadelerinin bilinçsiz taklit edilmesidir. Mikro ifadeler ve Beden Dili uzmanlığım tüm çalışmalarımda ayna nöronları takip ederek gerekli durumlarda kullanmama yardımcı oluyor. Mikro ifadeler danışanlarım, katılımcılarımın ya da dinleyicilerimin anlık duygu değişimlerini fark ederek uyumlanmam konusunda benim için çok kıymetli bir veri kaynağı. 

3. Sadece bir kişi  hakkında düşünerek de Duygular Yayılır. Nasıl mı?

Tıpkı yüz ifadelerini fark etmeden taklit ettiğimiz gibi, aynı şeyi diğer insanların beden dili ve duruşuyla ilgili ve büyük ölçüde aynı sebeple yapıyoruz. Ama araştırma gerçekten bundan daha inanılmaz. Biz sadece diğer insanların beden dilini ve duruşlarını taklit ederken  ayna nöronlarını harekete geçirmeyiz aynı zamanda sadece belirli bir kişi veya bir grup insanı düşünürken de bunu yaparız.  

Los Angeles'taki California Üniversitesi'ndeki bir çalışmada katılımcılara şifreli cümle dil görevleri olarak adlandırılan farklı kelimeleri ilişkilendirme oyunları verilmiş. Görünüşte rastgele bir kelime grubunun olduğu yerde, “deliğe bir tavşan atlıyor” ya da “insanlar yaşlı tombala oynamak” gibi  bir cümle kurmaları istenmiş. Katılımcılar bu görevi bitirerek muhtemelen çalışmanın bittiğini varsayarak yollarına devam ettiler. Ama gerçekte, sadece başlıyordu. Araştırmacılar, katılımcıların şifresini çözdükleri kelimelerin herhangi bir etkisi olup olmadığını gerçekten bilmek istediler. Herkes asansöre yürürken onları videoya kaydettiler. Ve ne olduğunu tahmin edin.  “Yaşlı insanlar tombala oynamayı severler” gibi şifrelenmemiş kelimeler çözen katılımcılar yaşlı insanları yavaş yavaş bilmeden taklit ederek diğer gruplara göre asansöre önemli ölçüde daha yavaş yürüdü. Bu, insan beyninin derinlerine işlemiştir.

İşte bir kez daha başkalarını taklit etmek aynı evrimsel sebep nedeniyle gerçekleşmiş. Bunun amacı başkalarının duygusal durumlarını daha çabuk anlamaktır. Başkalarını taklit eden kas hareketleri - ister küçük yüz kasları olsun, ister yürümekte olan tüm kaslar - hissettiklerini hissetmemize yardımcı olan ayna nöronlarını tetikler. Ve nasıl konuştuğumuz ve beden dilimizin duygusal verileri diğer insanlara nasıl aktardığına dair sezgisel bir anlam ifade etmektedir. 

4. Stresin kokusu bulundu.

Bu muhtemelen duyguların yaydığı tüm yolların en şok edici kısmıdır. Bir başkasının duygularının kokusunu yakalayabilir misiniz?  Viyana Tıp Üniversitesi'nin son araştırmalarına göre yapabilirsiniz. Bir laboratuvar ortamında, katılımcılar stresin kokusu ve egzersiz kokusu arasında fark edilebilir bir fark olduğunu söyleyebildiler. 

Dahası, stresi kokusu insanların diğer kişideki sıcaklık ve yetkinlik algılarını değiştirdiğini buldular. Çalışmada, karşılarındaki kişide stresi kokusunu alan katılımcılar, bu kişiyi kontrol gurubundakilere oranla daha az güvenilir ve daha az yetkin olarak değerlendirmişlerdir. 

Peki bu neden böyle olmuştur? Muhtemelen stresin kokusunu aldığında, stresle ilişkili beyin bölgelerini harekete geçiren aynı ayna nöronlarından dolayı. Ve stresli olduğumuzda, tam olarak oksitosinin (beyindeki güven kimyasalı) serbest bırakılmasını engelleyen kortizol salgılarız.

Duygular koku yoluyla da yayılabilir. Bunun bir deneyimleyin. 

5. Facebook'ta gördüğümüz mesajların duygularımıza etkisi

Duyguların yayılmasındaki bu şaşırtıcı yöntemlerin birçoğu, bilinçdışı hareketler ve sözlerin ötesinde, sözlü ve sözsüz ifadelerdeki ipuçlarıyla ilgilidir. Fakat ortaya çıkıyor ki, duyguların yayılması sadece kelimelere bağlı olarak da gerçekleşebilir. Facebook tarafından yapılan bir araştırmada kullanıcıların haber akışları manipüle edilerek onların çoğunlukla olumlu veya çoğunlukla olumsuz içerikler görmelerini sağlandı. Ardından kullanıcıların kendi Facebook yayınları incelendiğinde hangi gruba dahil olduklarına bağlı olarak daha olumlu ya da daha olumsuz olduğu bulgulandı. Çalışmanın sonuçları “Facebook'ta başkaları tarafından ifade edilen duyguların, kendi duygularımızı etkilediğini ve sosyal ağlar aracılığıyla duyguların yayılmasının deneysel kanıtları oluşturduğunu” ileri sürmektedir.

Duygular, çoğunun gerçekleşmekte olduğunun farkında olmadığımız birtakım mekanizmalarla yayılırlar. Yani, etrafından geçmek istediğiniz şeyleri geçtiğinizden emin olmak istiyorsanız, kendinizi güvende hissetmenin tek gerçek yolu kendinizin duygusal olarak iyi farkında olmanızdır. 

Ama iyi haber şu ki, Duygusal Zekaya küçük bir yatırım ile uzun bir yol kat edebilir.

Dünyanın ilk ve en büyük Duygusal Zeka Organizasyonu Six Seconds 21 yıldır %100 Duygusal Zeka üzerine çalışmaktadır. Kurucusu olduğum Hayatın Ritmi’nin Türkiye partneri olduğu Six Seconds somut bir model, değerlendirme araçları, ilke ve metotları ile Duygusal Zeka ile olumlu dönüşümü öğretmektedir.

Bende bu konudaki tüm çalışmalarımda bu araç ve metotları kullanarak kişi ve kurumlarda sürdürülebilir olumlu değişim için çalışıyorum. Sizde kendiniz ve diğerlerinde olumlu değişimi başlatmak için bana ve ekibime www.hayatinritmi.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.