İyimserliği Deneyimle Daha Sağlıklı ve Mutlu Ol.. Peki Nasıl?

Büyük iş yüklerinin altına girdiğimiz, stresli ve gergin olduğumuz, duygusal ve zihinsel anlamda çalkantılar yaşadığımız zamanları her birimiz tecrübe etmişizdir. Sürekli daha çok çalışmayı, koşturmayı gerektiren yaşantımızda durup bir nefes alacak vakti dahi bulamadığımızdan şikayet edebiliyoruz. Ancak tüm bunların neye hizmet ettiğini ve bunca yükün altına aslında neden girdiğimizi düşündüğümüzde, her şey anlam kazanmaya başlıyor.

Hepimizin hayattan birtakım beklentileri var. İyi bir eş, iyi bir anne ya da baba, iyi bir çalışan ya da işveren olmak, özel hayatımızda ve kariyerimizde hedeflediğimiz noktaya gelmek, daha huzurlu bir yaşam sürmek ve fazlası… Bu hedeflerin öyle veya böyle gerçekleşebileceğini düşünüyor olmasak, bir çaba sarf etmemiz de gerekmeyecekti. Yani özümüzde her birimiz geleceğe dair olumlu bir öngörümüzün ya da niyetimizin peşinden gidiyoruz. Bu yolda ilerlerken, kimi zaman kaybettiğimiz motivasyonumuzu bize geri getirecek, önümüzü eskisinden de iyi görmemizi sağlayıp adımlarımızı sıklaştırmamıza yarayacak bir bakış açısına sahip olmak mümkün. İyimserlik olarak nitelendirebileceğimiz bu bakış açısı, sanıldığı gibi olmayacak şeyler düşünüp durmak gibi hayalci bir tavır değildir. Aksine iyimserlik, etrafımızdaki koşulları doğru bir şekilde değerlendirebilmek ve bunları işimize yarayacak şekilde nasıl değiştirebileceğimizi düşünmekten geçer.

İyimser bakış açısını deneyimlemek, gündelik yaşamıma çok şey katıyor. Öncelikle bunun bir seçim olduğunu fark etmek oldukça önemli. Hiçbirimiz iyimser ya da kötümser insanlar olarak doğmuyoruz. Bunlar öğrendiğimiz ve yaşamımız boyunca kullandığımız düşünce kalıpları. Üzerlerinde hiç düşünmeden bu kalıpları sürdürmek yerine ne kadar işimize yaradıklarını gözden geçirip olmak istediğimiz “kendimiz”e göre yeniden uyarlamamız mümkün. İyimser bakış açısını benimsemek için atabileceğiniz birkaç adımı sizinle paylaşmak istiyorum.

•    Şükran duymayı öğrenin. Bugün bulunduğunuz konuma gelmek için gösterdiğiniz çabayı ve fedakârlıkları hatırlayın. Belki şu an zaten elde ettiğiniz için farkında değilsinizdir, ancak geçmişte şu anki hâlinizde olmayı ne kadar istemiş olabileceğinizi bir düşünün. Sahip olmadıklarınıza odaklanıp mutsuz olmak yerine, kıymet verdiklerinizi düşünün ve motive olun.

•    Pozitif enerjinizin sömürülmesine izin vermeyin. Sürekli şikayet etmek ya da şikayet eden insanların yanında bulunmak, sizi negatif düşünce girdabına kaçınılmaz olarak sürükler. Kendinize ve koşullarınıza dair en kötüyü düşündükçe, kendinizi çaresiz ve güçsüz hissedersiniz. Dolayısıyla bu girdaptan çıkmak da gittikçe zorlaşır. İşleriniz ters gitse dahi bunu bir ders olarak görmek ya da büyük resme odaklanıp ufak sıkıntılara takılmamak sizin daha pozitif düşünmenizi sağlar.

•    Geleceğiniz ve hedefleriniz hakkında düşünün. Hedeflerinizi yalnızca bir şeyler yolunda gitmediğinde, “Hedefimden ne kadar da uzağım!” gibi bir düşünceyle hatırlamayın. Bunun yerine hayatınızın geçmişteki, şu andaki ve gelecekteki muhtemel hâlini bir parça düşünmek için her gün bir dakikanızı ayırın. Bu aktivite size neyin önemli olduğunu hatırlatacak ve geleceğinizi yeniden biçimlendirmeniz için size bir şablon sunacaktır.

•    Bedeninize önem verin. Yorgun bir bedenin ve zihnin hayatınızın her alanında sergilediğiniz performansı düşüreceğini unutmayın. Uykunuza, mental ve fiziksel sağlığınıza, yiyip içtiğiniz şeylere özen gösterin. Yaşam tarzınızda sahip olduğunuz alışkanlıklar gününüzün geri kalanını da mutlaka etkiler.

•    Ve elbette, Duygusal Zekanızı geliştirin. Duygusal Zekamız hayata yaklaşımımızın, hissettiklerimizin, düşünce ve davranış kalıplarımızın farkında olmamızı sağlar. Bu farkındalıktan beslenmek hem tüm hayatımızda yarattığı olumlu değişim ile motivasyonumuzu yükseltir, hem de negatif düşünce kalıplarımızı daha iyi tanıyarak bunlar üzerinde çalışmamızı kolaylaştırır. Duygusal Zeka gelişiminin iyimser bakış açısı ile arasında büyük bir ilişkinin olduğu pek çok araştırmada ortaya çıkmıştır. 

Carnegie Mellon Universitesi tarafından yapılan bir araştırmada iyimserlerin ameliyat sonrasında yeniden hastaneye dönmeleri %50 daha düşük. 309 katılımcı ile gerçekleşen çalışmada tümü koroner bypass ameliyatı geçiriyor. Sonraki 6 ay boyunca bu kişiler takip edildiğinde iyimserlerin geniş bir yelpazedeki problemler nedeniyle hastaneye geri dönme olasılıkları %50 daha düşük.

Finlandiya da 616 sağlıklı, çalışma başladığında tansiyonları normal düzeyde olan orta yaşlı erkek ile gerçekleştirilen başka bir çalışmada, bu kişiler 4 yıl boyunca takip ediliyor. Karamsarlığı fazla olan erkekler, diğer risk faktörleri de değerlendirilse bile diğerlerine göre 3 kat daha fazla yüksek tansiyon hastalığı geliştiriyor.

8 yıl süren Harvard Üniversitesinin 70.000 hemşire ile deneyimlediği bir başka çalışmada ise çıkan sonuç iyimser kadınların kanser, kalp krizi, felç, solunum hastalıkları veya enfiksiyondan ölme riskleri %30 daha düşük.
En iyimser olan kadınların 
Kanserden ölme olasılığı  16% daha düşük
Kalp hastalıklarından ölme riski a 38% daha düşük
Felç geçirme riskleri 39% daha düşük

İyimserliği deneyimlemek ve bu bakış açısını günlük hayatımızda uygulamayı seçmek, olumlu değişim zincirini başlatır. Pozitif düşünce kalıpları ve Duygusal Zeka hakkında daha fazla şeyi öğrenmek ve hayatınızda bu değişimi başlatmak için info@hayatinritmi.com.tr adresinden benimle ve ekibimle iletişime geçebilirsiniz.