Çatışmaları İyi Yönetmek için 5 İpucu

Her insan birbirinden farklıdır, kendine hastır. Hepimizin içinde büyüdüğü koşullar, yetiştirildiği ortam, aldığı eğitim, aile yapısı çok çeşitli ve birbirinden değerli. Durum böyle olunca, farklılaşan zihinler ve karakter yapıları bir araya geldiğinde görüş ayrılıklarının ya da anlaşmazlıkların yaşanması kaçınılmazdır. Çatışma, insan olmanın ve topluluk halinde yaşamanın bir sonucudur ve gayet doğaldır; yine de özenle ele alınmadığında kırgınlıklara, öfkeye, hayal kırıklıklarına yol açabilir, ilişkileri zedeleyebilir. 
İster iş yerinde ister kişisel hayatınızda olsun, çatışmaları öngörmek ya da gerçekleştiklerinde bunları başarıyla yönetmek için atabileceğiniz adımlar var. Geri dönülemez bir noktaya varmadan önce ilişkileri korumak, motivasyonu yüksek tutmak ve sorunların ne olursa olsun çözülebileceği konusunda umutlu kalabilmek için faydalandığım birkaç ipucunu sizlerle de paylaşmak istiyorum.

1.    Varsaymayın, dinleyin.

“Yine aynı bahaneleri sayıp duracak” ya da “Bunu sırf bana itiraz etmiş olmak için söylüyor” gibi cümleler size tanıdık geldi mi? Hepimiz daha önce yaşadığımız süreçleri hatırlamaya ve genelleme yapmaya, karşımızdaki kişinin neyi neden yaptığını bildiğimizi düşünmeye, varsayımda bulunmaya meyilliyiz. Ancak sağlıklı bir iletişimin ilk adımı, her seferinde yeniden başlamaktır. Sadece orada olun ve dinleyin. Geçmişten gelen tutunduğunuz fikir ve varsayımları bir süreliğine de olsa rafa kaldırın ve karşınızdaki kişiyi duymaya çalışın.

2.    Kendinizi ifade edin.

Olası bir çatışmadan kaçınmak, bunu ister konu uzamasın diye ister anlaşılmayacağınızı düşündüğünüz için yapıyor olun, size uzun vadede fayda getirmeyecektir. Meselelerin üzerini örtmek ve fikir ayrılıklarını oluştuğu noktada dile getirmemek tüm bunların bir çığ etkisiyle büyümesine ve beklenmedik bir anda yıkımla sonuçlanmasına sebep olabilir. Kendinizi ve fikirlerinizi sakince ifade etmekten kaçınmayın, duyulduğunuza emin olun.

3.    Tepkisel olmayın.

Bir anlaşmazlığa düştünüz ve konu hararetlenmeye başladı… Öfkeleniyor musunuz? Sesler mi yükseliyor? Eldeki konuya değil de karşınızdaki kişiyi haksız gösterecek başka noktalara mı odaklandınız? Belki de karşınızdaki kişi sizi köşeye kıstırmaya çalışıyor gibi hissediyorsunuz… Bu noktada, tepkisel olmak zorunda değilsiniz. İçimizde her türlü duygu açığa çıkabilir, bu normaldir. Ancak, yapmamız gereken şey bu duyguları izlemek.
Kendinize 6 saniye verin, nefes alın ve bir bakın. Ne hissediyorsunuz? Bunun kaynağı ne? Anlık ve kontrolsüz bir tepki vermeniz gerçekten kaçınılmaz mı? Yoksa sergileyeceğiniz davranışı, kendinizi seçebilir misiniz? Duygularınıza farklı bir yön verebilir misiniz?

4.    Ortak noktalara bakın.

Her fikri tek potada eritmek elbette mümkün değildir, ancak siz de fark edeceksiniz ki hayattaki çoğu meselede siyah ve beyaz gibi bir ayrım yoktur. Sıklıkla gri alanlar daha fazla yer tutar. Karşınızdaki kişi ile ilişki kurmanızın sebeplerini ya da her ikinizin de çıkış noktalarını bir düşünün. Ortak hedefleriniz neler olabilir?
Örneğin, eşinizle tartışıyorsunuz diyelim. Çocuğunuzla ilgili bir türlü hemfikir olamadığınız bir kararı konuşuyorsunuz. Ortak hedefinizi düşünün: Her ikinizin de gönlünde yatan en büyük arzu, çocuğunuzun iyiliği. Bu duyguya ve ortak amaca odaklandığınızda, sorunun kimin haklı ya da haksız olduğu ile ilgili değil, çözüm bulmakla ilgili olduğunu bir kez daha görebilir; tartışmaların kırıcı bir hâl almasının ve gitgide yoğunlaşan çatışmalara dönüşmesinin önüne geçebilirsiniz.

5.    Bir başka perspektifi dahil edin.

Çatışmanın çözülemediğini, bir yol olmadığını düşündüğümüzde bunun sebebi sıklıkla perspektifimizi kaybetmiş olmamızdır. Bir fikir zihnimizi uzun süre meşgul ettiğinde karşımızdaki seçenekler sanki bize görünmez olur, işin içinden çıkamayacak gibi hissedebiliriz. Böyle durumlarda yeni bir bakış açısının epey faydasını görebiliriz.
Güvendiğiniz, sizi dinleyip anlayacağını düşündüğünüz bir insandan size aracılık etmesini isteyebilirsiniz. Bu kişi bir hakem olmayacak, size neyin doğru ya da yanlış olduğunu, hanginizin haklı olduğunu söylemek için orada olmamalıdır. Her iki tarafı da dinleyip tanık olmalı, o sırada size görünür olmayan bazı noktaları görünür kılabilmelidir. Çoğu kez üçüncü bir gözün varlığı ve orada olup dinlemesi dahi gidişatı değiştirebilir.

Anlaşılmadığımızı hissetmek, çözülemeyen sorunların üzerimizdeki ağırlığını taşımak hiçbir zaman kolay değil. Ekibim ve ben, ister kişisel yaşamlarımızda ister iş ortamınızda çatışmalarla etkili olarak baş etmenizi ve duygusal zekanızın size sunduğu becerilerden güç almanızı sağlayacak eğitim ve koçluk hizmetlerini sizlerle buluşturuyoruz. Kendiniz ya da kurumunuz adına bu hizmetlerden faydalanmak için info@hayatinritmi.com.tr adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.