Duygusal Kayıtsızlık ve Hissizleşmeyi Ele Almak İçin Yapabileceğimiz 5 Şey

Çevresel koşulların gitgide zorlaştığını düşünmenin, kendimizi boğucu bir döngüye hapsolmuş hissetmenin çok haklı ve yaygın olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bir sıkıntıyı sürekli olarak hissetmek ve bunun baskısıyla hiçbir şey yapamaz hale gelmektense, bu duyguları bir kenara itip kendimizi soğutarak önümüze bakmaya çalıştığımızı her zamankinden daha fazla görüyorum, ki ben de kendimi benzer süreçlerin içinde bulabiliyorum. Bu duygusal uyuşma ve kayıtsızlığın kalıcı bir şey olmadığını ve yalnız olmadığınızı söylemek isterim.

Acıdan kaçınmak için bir şeyleri kasten uyuştururuz. Söz konusu olan ister vücudumuzdaki bir yara, ister hissettiğimiz bir duygu olsun, bir şeyleri uyuşturmak bir savunma mekanizmasıdır. Aynı acıyı ya da rahatsızlığı sürekli olarak hissetmemize engel olur.

Mesele şu ki, fiziksel bir durumda bu hissizleşme çok işimize yarasa bile, zihinsel sorunlar bundan çok daha karmaşıktır. Çoğu zaman, kendimizi zihinsel acıdan sakınmak için ani bir dürtüyle başvurduğumuz ilk yöntem, sorunları çözmenin ve gelişim kaydetmenin en iyi yolu olmayabilir.

Yaşadığımız travmatik bir olay, uzun süren yorgunluk veya stres, bedensel sağlığımızla ilgili bir rahatsızlık veya başa çıkmakta ya da yorumlamakta zorlandığımız için bir kenara itmeye alıştığımız duygular, zaman içerisinde zihnimiz ve ruhumuz ile bedenimiz arasındaki bağın kopmasına yol açabilir. Bir nevi otomatik pilotta hareket ediyoruz gibidir. Sorumluluklarımızı düşündüğümüz veya çevremizdekileri kötü etkilemekten çekindiğimiz için bir noktada hislerimizi bastırmaya başlamış, sonra da bunu kanıksamış olabiliriz. Bu farkındalığı yeniden kazanmak ve uzun vadede bizden bir şeyler eksiltecek bu süreci ele alıp hislerimizle uyum içinde kalabildiğimiz bir hale gelmek için yapabileceğimiz bazı adımları sizlerle paylaşmak istiyorum.

  1. Bedenimize dönmek.

Hissizleşme kendisini sıklıkla bedenden ve duyulardan kopma şeklinde gösterir. Otobüste eve gidiyorsunuzdur, ne zaman bindiğinizin ya da ineceğiniz durağı geçtiğinizin farkında bile değilsinizdir. Kendi bedeninizden uzaklaştığınızı, etrafınızdaki dünyada sanki bir seyirciymişsiniz gibi kopuk yaşadığınızı fark ediyor olabilirsiniz. Duyularımızla olan bağımızı kazanmak için, basit adımlarla bedenimize dönebiliriz. Nefeslerimizi saymak, dans etmek veya meditasyon gibi pratiklerin büyük yardımı dokunabilir.

  1. Duygu günlüğü tutmak.

Ne gibi bir duygu içinde olduğumuzu bilmediğimizde, “Ne hissediyorum” sorusuna bir cevap bulmak belli bir zaman ayırmayı gerektirebilir. Pek çok şeyde olduğu gibi, burada da zaman ve süreklilik çok önemli. Ben, duygu günlüğü tutmanın önemli ölçüde faydalı olduğunu gözlemliyorum. Kimi zaman daha kopuk olduğumuz, farkındalığımızın düşük olduğu günler yaşıyoruz, kimi zaman ise içimizdekileri yoğun bir şekilde duyumsuyoruz. Bir günlük tutmak bunun takibini yapabilmemiz ve kendimizi izlememiz için bize önemli bir fırsat sunar. Çoğu kez düşünerek bulamadığımız şeyleri, bilinç akışıyla yazıya aktarırken keşfedebiliriz.

  1. Derinleşebileceğimiz insanlarla sohbet etmek.

Tıpkı bir kalemi elimize alıp zihnimizin köşelerini keşfetmeye çalışmak gibi, biz kendimizi ifade edecek kelime dağarcığına sahip hissetmediğimiz zamanlarda bir başka kişinin varlığı ve tanıklığı her şeyi değiştirebilir. Derinleşmeye hazır ve istekli bir kişinin size soracağı sorular ya da kendi hayatından anlatacağı şeyler daha önce farkına varmadığınız ya da bağınızı yitirdiğiniz bazı duyguların canlanmasına önayak olabilir. Neticede, insan insanın aynasıdır.

  1. Vizyonumuza bağlanmak.

Duygusal bir kayıtsızlık hissettiğimizde sıklıkla kendimizi gerçeklikten kopmuş bir halde bulur, hayatımızın anlamını sorgular, büyük bir boşluk içinde olduğumuzu düşünürüz. Böyle dönemlerde, sırtımızı yaslayacağımız şey amaçlarımızdır. Bu dünyada neye hizmet edebileceğimizi düşünmek ve vizyonumuzu hatırlamak önemlidir. Hissiz olduğumuz anlarda bu vizyona karşı büyük bir tutku içinde olmamamız, kopukluk yaşamamız ve daha önce bize anlamlı gelen şeylere karşı bir soğukluk duymamız gayet doğaldır. Ama her şey gibi bu dönemlerin de gelip geçici olacağını kendimize hatırlatmak, vizyonumuza uyan ve gücümüzün yettiği ufak pratiklerle bile olsa kendimizi yeniden bulmak, iyileşmemizin önünü açabilir.

  1. Profesyonel yardım almak.

Burada yazmış olduğum her şeyin, çevrenizdeki insanlardan veya sevdiklerinizden alacağınız tüm tavsiyelerin kişisel tecrübelere dayandığını unutmamalısınız. Özellikle de yaşadığınız bu hissizliğin uzun süredir devam ettiğini ve hayatınızı önemli ölçüde etkilediğini, ya da bu durumunuzun altında depresyon veya kaygı bozukluğu gibi bir kondisyonun yatıyor olabileceğini düşünüyorsanız, ruh sağlığı üzerine çalışan profesyonel kişilerden yardım almak her zaman iyi bir seçenektir. Beden sağlığımıza göstermemiz gereken özeni ruh sağlığımıza da göstermek ve bizi yönlendirebilecek, yetkin kişilerin desteğini almak çok faydalı bir adım olabilir.