Güvenilir Olmak: Gönülsüz Evet'leri Bırakın

Hepimiz güvenilir biri olarak bilinmeyi isteriz. Verdiği sözleri yerine getirmesiyle, üzerine düşeni eksiksiz yapmasıyla, her zaman bir adım sonrasını düşünüp işini sağlama almasıyla bilinen biri olmak… İster kariyerimizde, ister kişisel ilişkilerimizde olsun, çevremizdeki kişilerin bizim tutarlı ve sağlam biri olarak bilmesini isteriz. Ama bazen, öyle dönemler gelir ki, sözümüzü tutamayacak, projeyi verdiğimiz tarihe yetiştiremeyecek, o buluşmaya katılamayacak halde kendimizi bulabiliriz. Güven inşa etmenin kimi zaman yıllar aldığını, bunu yıkmanın ise tek bir darbeye bağlı olabileceği düşüncesiyle, itibarımızı kaybetmekten korkabilir, ya da sadece sevdiğimiz bir kişiyi yarı yolda bıraktığımızı hissedip üzüntü duyabiliriz.       

İnsanların sırtını yaslayabileceği, güçlü ve güvenilir biri olmak, çoğu kez düştüğümüz genel bir yanılgının aksine, daha fazla sorumluluk üstlenmekten ya da daha çok şeye “evet” demekten geçmiyor. Güvenilir, verdiği sözü tutan biri olmak için, hakikaten tutabileceğimiz sözler vermeyi ve bize külfet olan, bir sebepten yapamayacağımız ya da değerlerimize ters düşen isteklere “hayır” diyebilmemiz gerekiyor.

Sorumluluklarımızın ucunun kaçtığını, insanları memnun etmeye çalışırken kendimizi tükettiğimizi fark ediyorsak, ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyor olabiliriz. Hepimizin enerjisinin, motivasyonunun, gücünün sınırları vardır. İnsanların bize sırtını dayayabileceği imajını çizmek için atından kalkamayacağımız işlere evet demeye başlamışsak, neticesinde bize duyulan güveni kaçınılmaz olarak yitireceğimiz bir döngüye girmiş olabiliriz.

Böylesi senaryolar ne yardım etmek istediğimiz insanlara, ne de bize hizmet eder. Yalnızca, başkalarını memnun etmek için kendi sınırlarımızı çiğnemenin gerekli olduğuna dair yanlış inançların bir ürünüdür. Güvenin eksilmeye başladığını hissediyorsanız, şu ifadeleri bir gözden geçirin:

  • Sürekli olarak yorgun hissediyorum.
  • Hiçbir işi başkalarına bırakamıyorum, onlar benimle aynı özeni göstermiyor.
  • Dinlenecek vaktim yok.
  • İnsanlar bana çok yükleniyorlar.
  • Başkalarını hayal kırıklığına uğratıyorum.
  • Bu projeyi yapmak istemiyorum, ama başkası yapamaz.
  • Bir isteği geri çevirdiğimde suçluluk duyuyorum.
  • Bir şey beni rahatsız ediyor, ama tartışma çıkmasından çekindiğim için bir şey söylemiyorum.
  • Kendime hiç zaman ayıramıyorum.
  • Herkes benden bir şeyler talep ediyor, iş hayatımla kişisel hayatım beni iki uçtan çekiyormuş gibi hissediyorum.

Bu ifadelerden birkaçı veya her biri size yakın geliyorsa, başkalarını memnun etmeye odaklanmış ve kendi ihtiyaçlarınızı göz ardı etmeye alışmış olabilirsiniz. Onlara yardım ederek, hizmet sunarak, zamanımızdan ödün vererek başkalarının güvenini kazanmayı hedefliyor olabiliriz. Oysa, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan biri başkalarına da güven vermez. Kendi ihtiyaçlarınızı bildiğinizi ve kendi sınırlarınızı çizebildiğinizi, kendi değerlerinize sahip çıktığınızı göstermeniz, insanların size saygı ve güven duymasını sağlayacak olan şeydir. Eylemlerimizin arkasında başkalarının bizi sevmesini sağlamak değil de, kendi vizyonumuz ve değerlerimiz yatıyorsa, bu sürdürülebilir motivasyonu bize sağlayacak ve etrafımızdaki herkesin de dikkatini çekecektir.

Uzun süre bu döngüye saplanıp kalmışsak, artık verdiğimiz hiçbir sözü tutamayacak kadar tükenmiş hissedebilir, etrafımızdaki kişileri sürekli olarak hayal kırıklığına uğrattığımızı düşünebiliriz. Böyle bir döngüde güvenden söz etmek mümkün değildir. Güveni yeniden kurmak için, verdiğimiz sözlerin Farkında, Bilinçli ve Amaçlı olmasına dikkat etmemiz gerekiyor. İnsanların talepleri veya almış olduğunuz sorumluluklara farklı bir açıdan yaklaşmak, merkezinize dönmek ve daha bilinçli seçimler ile sürdürülebilir güven ilişkileri kurmak istiyorsanız, derin düşünmeyi mümkün kılacak bazı soruları kendinize sorabilirsiniz:

  • Bunu yapmayı gerçekten istiyor muyum?
  • Bu benim uzun vadeli vizyonuma nasıl hizmet ediyor?
  • Bu benim değer yargılarıma ters düşüyor mu?
  • Bunu yapacak vaktim ve/veya enerjim var mı?
  • Bunu ben yapmazsam, ne olur?
  • Kendime yeniden şarj olacak ve motivasyonuma bağlanacak zamanı ayırıyor muyum?
  • İstediğim için mi “evet” diyorum, yoksa otomatik tepkiler mi veriyorum?
  • Çatışmadan korktuğum için mi “evet” diyorum? Fikir/değer ayrımlarını nasıl ele alıyorum?