Hayata Daha İyimser Yaklaşmak İçin 6 Sebep

Kendinizi iyimser olarak mı, yoksa kötümser olarak mı tanımlardınız? Hangisi size daha yakın?

Bu soruyu sorduğumda, “iyimserim” yanıtını nadiren duyuyorum. Diğer yandan, “karamsarım” cevabını ise neredeyse hiç almıyorum. Genellikle aldığım yanıt, “hiçbiri, ben gerçekçi bir insanım”. Bunun sebebi iyimserliği saf ve naif bir tutumla özdeşleştirmemiz olabilir gibi geliyor. “Gerçeklerin genellikle acı olduğu ve bunlara hazırlıklı olmak gerektiği” fikri yaygın görüş. Elbette, bunda büyük bir haklılık payı var. Gerçekten de hayatta karşımıza pek çok zorluk çıkabilir, hazırlıklı olmamızın önemli olduğu pek çok durumla karşılaşabiliriz…

Ama “gerçekçilik” hakikaten böyle bir şey mi? Asıl gerçekçiliğin “iyimser yaklaşımdan” geçtiğini söylesem ne düşünürdünüz?

Hayata sürekli olarak olumsuz tarafından bakmak bizi strese ve kaygıya sürükleyebilir… Önümüzde iyi seçeneklerin olmadığını, umutlu bir yaklaşımın anlamsız olduğunu düşünebilir, tamamen konfor alanımıza sıkışıp kalabilir, hayatı tüm olasılıkları ve fırsatlarıyla olduğu gibi görmek yerine kendi zihnimizin ürünü olan negatif bir “gerçekliğe” tutunabiliriz.

Pozitif bir yaklaşımı benimsemek ve iyimserliği deneyimleyerek hayata olasılık perspektifinden bakmak bize pek çok şey katıyor:

1. Fırsatların geçip gitmelerine izin vermek yerine bunları değerlendirirsiniz.

Şirketinizde yeni bir pozisyonun açıldığını hayal edin. Negatif bir tutum sergileyen bir kişi, maaşı düşük bulabilir veya pozisyonun getirdiği sorumlulukların ağır bir iş yüküne dönebileceği gibi olumsuz tarafları görmeye yatkın olabilir. Öte yandan, pozitif bir tavrınız varsa, pozisyonu bir fırsat gibi görebilirsiniz. Belki bu iş size şirkette yükselme olanağı sağlayabilir veya size yepyeni beceriler katabilir.

2. Başarısızlıkları motivasyon kaynağı olarak görürsünüz.

İyimser bir yaklaşımınız varsa, başarısızlıkları birer gelişim fırsatı gibi görmeyi öğrenebilirsiniz. Hata yapmak sizin kaderinizi belirleyen veya sizi vazgeçmeye iten bir şey olmaktan çıkar ve bir sonraki denemenizde neleri farklı yapacağınıza dair size fikir veren birer ders olur. Başarısız olduğunuz anları hedeflerinize ilerlemek için motivasyon olarak kullanabilir; bir hata daha iyi bir seçeneğin kapısını aralayabilir veya size kendiniz hakkında yeni bir şey öğretebilir.

3.Daha sağlıklı ve enerjik olursunuz.

Araştırmalar uzun süren stresin sağlığımıza olan olumsuz etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Bu kulağa son derece endişe verici gelse de, diğer tarafından baktığımızda şunu görebiliriz. Umutlu ve olasıklıklardan yana bakış açısı ve iyimserlik, sağlığımızı olumlu yönde etkiliyor ve bizi dinç kılıyor. Olumsuz yaklaşımın sebep olduğu kortizol gibi stres moleküllerinin ve amigdala aktivitesinin aksine, olumlu bir yaklaşımı deneyimlediğimizde mutluluk hormonlarının salgılandığını, pozitif bir döngüye girdiğimizi ve kendimizi enerjik ve güvende hissettiğimizi gözlemleyebiliriz.

4.Yolunuzdaki engellerle daha rahat başa çıkarsınız.

İyimserler karşılaştıkları engellerle ve stresle daha iyi başa çıkarlar, zorluklar karşısında doğrudan harekete geçerler. Kötü bir şey olduğunda, alışmış oldukları pozitif düşünme kalıpları devreye girer ve içinde bulundukları durumun düşündükleri kadar kötü olmadığını düşünmeye, sorunlar yerine çözümlere odaklanmaya başlarlar.

5.Daha yüksek performans sergilersiniz.

Olumlu tutumlarıyla iyimserlerin hedeflerine ulaşmak için çaba sarf etme ve engeller karşısında yılmazlık gösterme olasılıkları daha yüksektir. Hataları ve kayıpları birer eksiklik değil de öğrenme fırsatı olarak gördükleri ve kendilerine güvendikleri için, zorluklar karşısında performansları negatif kişiler kadar etkilenmez.

6. Daha güçlü ilişkiler kurarsınız.

İyimserler olumlu ruh hallerini besleme ve negatif ruh hallerini ise daha iyi yönetmeye meyillidir. Daha zinde hissederler, kendi kaderlerini tayin edebileceklerine inanırlar ve kendilerine saygı duyarlar. Tüm bu pozitif yaklaşım dışarıya açıkça yansır ve yayılan bu enerji dalgası insanların da bu kişilere çekilmesini sağlar.