İş Hayatınızda Özgüveninizi Güçlendirmeniz İçin 3 İpucu

Hepimizin zaman zaman kendimize duyduğumuz güveni yitirdiğimiz oluyor. Özgüvenimizi etkileyen pek çok faktör vardır: insanlarla olan ilişkilerimiz, şu an üstlendiğimiz görevde ne kadar tecrübeli olduğumuz, becerilerimize ne kadar güvendiğimiz, kendimize olan yaklaşımımız… Bu yazımda, özgüvenimizi yükseltmenin içsel süreçlerimizle nasıl yakından ilişkili olduğundan ve atabileceğimiz bazı adımlardan söz ediyorum.

  1. Negatif iç sesinizi fark edin.

Kendinize sürekli olarak negatif bir ses tonuyla konuşuyor musunuz? Bir projeyi üstlenmeden önce her seferinde becerilerinizi sorguluyor, odaklanmaya çalışırken sürekli olarak “istediğim gibi gitmiyor” diye düşünüyor musunuz? Sunum yaparken diliniz sürçtüğünde toplantının geri kalanında herkesin içten içe size güldüğü hissine kapılıyor musunuz?

Çoğu kez, kendimizi en çok eleştiren kişi yine bizizdir. Ufak aksaklıkları ya da şüpheleri fark etmek önemli olsa da, bunlara tutunmak yersizdir. Büyük resme odaklanmayı hatırlamalı kendimizle nasıl konuştuğumuzu düşünmeliyiz. Eleştirinin yapıcı olmadığı sürece bize hizmet etmeyeceğini fark etmemiz önemlidir. Zihnimizde yankılanan iç sesimiz, biz farkında olmasak dahi tüm özgüvenimizi etkileyebilir.

Negatif iç ses: Yine sunumda herkes sana güldü… İnsanlar önünde hiç konuşamıyorsun, bunu hiç öğrenemeyeceksin.

Yapıcı iç ses: Sunumda ufak bir hata yaptın, ama genel seyri etkileyecek bir şey değildi. Bir dahaki sefere biraz daha uzun hazırlanabilirsin.

Negatif iç ses: Bu projeye niye evet dedin ki? Beceremeyeceksin, yöneticinin gözünden düşeceksin.

Yapıcı iç ses: Bu proje seni zorlayabilir, ancak bu kariyerinde bir sonraki aşamaya geçmen için iyi bir öğrenme süreci olacak. Yöneticin de yapabileceğine inanmasa bunu sana vermezdi.

 

  1. Hatalara nasıl yaklaştığınızı gözlemleyin.

Başkalarına göstereceğiniz müsamahayı kendinize göstermek yerine her hatanızı gözünüzde büyütüyor musunuz?

Her insan hata yapar. Bu hatalara nasıl tepki verdiğimiz ise tüm farkı yaratacak olan şeydir. Bazılarımız hata yaptığımızda öfkelenip başkalarını suçlayabiliriz. Bazılarımız ise tüm sorunun bizden kaynaklandığını düşünüp suçluluk duygusu altında eziliriz. Burada önemli olan, hatadaki payımızın sorumluluğunu almaktır. Bu sorumluluğu başkalarına yıkmanın kötü olduğunu fark etmek daha kolay olabilir; sorumluluğun ne kadarını üstleneceğimizi anlamak ise daha zor bir süreçtir. Sürekli olarak tüm suçu üstlenmek özgüvenimizi kırabilir ve değişime olan inancımızı yitirmemize yol açabilir. Neleri eksik yaptığımızı fark edip bunlara odaklanmak ve diğer değişkenleri de göz önünde bulundurmak daha yapıcı bir yaklaşım olacaktır.

  1. Gerçekçi bir program belirleyin ve takviminizde yeni deneyimler için yer bırakın.

Üstesinden gelebileceğimizden daha fazlasını yüklenmek ve buna sürekli olarak devam etmek, bizi ciddi anlamda yıpratır.  Fiziksel bitkinliğin yanı sıra, üzerimize aldığımız görevleri tamamlayamamak ya da kendimize ve başkalarına verdiğimiz sözleri tutamamak, özgüvenimizi de baltalayacaktır.

Programınızın ne kadar gerçekçi olduğunu, dinlenmeye ve tazelenmeye fırsatınız olup olmadığını iyi düşünmelisiniz. Aynı zamanda, yeni deneyimlere yer açmak da farkında olmadığımız ancak son derece önemli bir faktördür. Yeni şeyler tecrübe etmek, farklı beceriler edinmek ya da bir hobiyle uğraşmak bizi besleyecek ve hayatın güzelliklerini de yaşadığımızı hissetmemizi sağlayacaktır. Yeni bir beceri edinmiş olmanın mutluluğu ya da taze bir perspektif, gündelik ilişkilerimizde de iş hayatımızda da özgüvenimizi yükseltecek, kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacaktır.