İş Yerinde Üretkenliği Arttırmak için 4 Adım

Üretkenliğin bir organizasyon için ne kadar önemli olduğu tartışılmaz bir gerçek. Herkes mümkün olan en kısa sürede ve gerekli en az çabayla en başarılı sonuçlara ulaşmayı isteyecektir. Zamanın verimli kullanılması ve ortaya ne kadar çaba koyulduğu ise çok büyük oranda insani faktörlere, yani çalışanların içinde bulunduğu fiziksel ve zihinsel koşullara dayanıyor. Bu koşulları optimum seviyeye taşımak ve üretkenliği hatırı sayılır bir ölçüde yükseltmek için atabileceğiniz 4 adımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

1.    Çalışma ortamını ideal hale getirmek.

İnsanların her gün gelip saatlerini geçirdikleri bir mekanın koşulları son derece önemlidir. Ortamda dikkat dağıtacak şeylerin yer almaması, sıcaklığın doğru bir düzeyde olması ve sessizliğin korunması gibi faktörler çalışanlarınızın zorlanmadan verimli çalışacakları kadar rahat, ancak rehavete kapılmayacakları kadar da düzenli bir alanın oluşturulmasında büyük önem taşır.

2.    Görev dağılımı yapmak.

Görev dağılımı bir riske işaret edebilir, sorumluluğu bir kişiye vermenin nasıl sonuçlanacağını her zaman önceden kestiremeyebilirsiniz. Ancak insanlar altından kalkabilecekleri ve kendilerini ispat edebilecekleri bir sorumluluğu taşımaktan memnun olurlar. Çalışanlarınızın yetenek ve ilgilerini bilip buna göre bir dağılım yaparsanız, onları inisiyatif almaya teşvik edebilir, üretkenlik arayışınızda kendinize bir destekçi bulmuş olursunuz.

3.    Olumlu pekiştirmeden yararlanın.

Cesaretlendirmek, motive etmek ve ödüllendirmek tahmin edeceğinizden çok daha büyük bir anlam taşır. Başarının takdir görmesi, hataya düşünce suçlama yerine yapıcı bir eleştiri ile karşılaşmak ve belki de ufak bir prim (bu tüm ofise birer kahve ısmarlamak kadar küçük bir jest dahi olabilir) çalışanlara kendilerini iyi hissettirecek, daha üretken olmaları için onları teşvik edecektir.

4.    Çalışanlarınızın mutlu olduğundan emin olun.

Stresli ve mutsuz insanlarla dolu bir şirketin sürdürülebilir bir başarı elde etmesi olanaksızdır. Ay sonuna kadar herkesi zorlayıp çalışanlarınızın iş yükünü arttırarak daha çok üretim yakalayabilirsiniz, ancak orta ve uzun vadede bu zorlama ve iş yükü üretkenliğin önünü tamamen tıkar. Verimliliği tüketmek yerine sürdürmek için çalışanlarınızın stres seviyesini ve mutluluklarını gözetmelisiniz. Onların sizin için büyük bir değer olduğunu unutmayın, ve onlara bunu hatırlatın.

Üretkenliğe, çalışan ve müşteri memnuniyetine, sürdürülebilirliğe ve performansa dair öğrenebileceğimiz çok şey var. Bunların temelde rakamlardan değil, insani verilerden oluştuğunu hatırlamamız gerekiyor. İnsani ve duygusal verileri daha iyi incelemeyi öğrenmek, Duygusal Zekamızı keşfetmekten geçiyor. Çalışanlarını gözeten, samimi ve etkin bir lider olmak ve böylelikle üretkenliği arttırmak için, Duygusal Zekanın liderlikle olan ilişkisini keşfetmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Duygusal Zekanın kilidini açmak için vermekte olduğum liderlik eğitimlerinden faydalanabilirsiniz. Daha fazla bilgi için https://www.hayatinritmi.com.tr/tr/duygusal-zeka-liderlik-programi,95 sayfasını ziyaret edebilirsiniz.