Kendimiz Olmak Ne Anlama Gelir? 4 Kritik Soru

Bir sosyal ortamda kendini gergin hissettiğini söyleyen bir kişiye vereceğimiz tavsiye genellikle “Kendin ol, yeter” şeklindedir. Ya da, zor bir karar vermeye çalıştığımızda dostlarımızı bizi “Kendini dinle, içindeki sese güven” diyerek destekler. Ne yazık ki, bazen bunu yapmak, söylemekten daha zordur. Bazı insanlar kim olduklarını bilmediklerini düşünürler. Bazen ise başkalarının önünde kendimiz gibi davranma konusunda rahat hissetmeyiz.

Sebebi her ne olursa olsun, kendimize dürüst davranamadığımız, ortama ya da insanlara uyum sağlamak için çok içimize sinmeyen bir şeye evet dediğimiz ya da sadece ne istediğimizi bilmediğimiz için mevcut durumu Kabul ettiğimiz anlar yaşayabiliyoruz.

Oysa, hepimizin kendine has nitelikleri ve meziyetleri var. Biz yeteneklerimiz, fikirlerimiz, tecrübelerimiz ya da isteklerimizi ortaya koyduğumuzda, içinde yaşamak istediğimiz cinsten bir dünyayı var etmeye doğru bir adım atmış ve çevremize sunabileceğimiz o özgün katkıyı sunmuş oluruz. Hem kendimize, hem de başkalarına iyi gelmek için bireyliğimizi keşfetmemiz ve kendimiz olmamız önemlidir. Bu yazımda, kendimiz olabilmek için üzerinde düşünebileceğimiz bazı soruları toparladım.

  1. Neyden çekiniyorum?

Kendimize sormamız gereken belki de ilk soru, bir çekincemizin olup olmadığı. Özellikle başka insanların yanında kendimizi frenlememize yol açan bir inancımız var mı? Kendimiz gibi davrandığımızda kabul görmeyeceğimizi mi hissediyoruz? Neyden çekiniyor olabiliriz?

Olduğumuzdan farklı davranıyorsak, bunun kaynağını keşfetmek önemlidir. Bizi yargılayan bir çevrede olduğumuzu mu hissediyoruz? Öyleyse, bu his gerçekliği ne kadar yansıtıyor? Çevremizdeki bir ya da birden çok insanın bizi köşeye kıstırdığını ya da baskılamaya çalıştığını hissediyorsak ve bunun farklı durumlarda tekrarlandığını düşünüyorsak, kişisel sınırlarımızı çizmemiz ve böylesi kişilerle aramıza sağlıklı bir mesafe koymamız iyi fikir olabilir.

  1. Neyin farklı olmasını isterdim?

Hepimiz, her gün değişiyoruz. Aynı kalan ve değerlerimizi oluşturan bazı özelliklerimiz de var, zamanla ve koşullarla değişip dönüşen tavırlarımız da. Şu anda içinde bulunduğumuz dönemde, kendimiz gibi olamadığımızı hissediyorsak, bunun sebebi bazı şeylerin değişmeye başlamış olması olabilir.

Kendimize, yaptıklarımıza dair artık hoşumuza gitmeyen bazı yönler olabilir. Eski alışkanlıklarımızdan artık memnun olmayabiliriz ya da değiştirmek istediğimiz bazı niteliklerimiz olabilir. Bizi geride tutan şeyin ne olduğunu, kalıplarımızı ve isteklerimizi değerlendirmek, kendimiz gibi olmak ve bu süreçte de huzurlu hissetmek için çok önemlidir.

  1. Güzel bir günü nasıl tanımlıyorum?

Kim olduğumuzu ve kendimiz için ne istediğimizi bulmamız için bize yol gösterebilecek önemli bir soru da, güzel bir günden ne anladığımızdır. Etrafınızda kimse olmadığında, yapmanız gereken bir iş olmadığında, serbest kaldığınız vakitlerde ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz? Sizi besleyen kaynaklar neler? Başkalarına uyum sağlamak için ya da ne yapacağınızı bilemediğiniz için bu kaynaklara eğilmek yerine zamanınızı öylece geçirdiğiniz oluyor mu?

Örneğin, fantastik filmler izlemeyi seviyor olabilirsiniz. Ama yeterince vaktiniz olmadığını ya da beraber film izleyeceğiniz arkadaşınızın daha ziyade romantik komediyi tercih edeceğini varsayıp buna eğilmemiş olabilirsiniz. siz kendi isteklerinize sahip çıkmayı denediniz mi? Haftada iki saat ayırıp bu kaynağı canlı tutabilir ve ufuklarınızı besleyebilirsiniz, dostlarınızla bu ilgi alanınızı paylaşabilirsiniz. Güzel bir günü nasıl tanımlıyorsanız, her gün 15 dakika bile olsa bu kaynağı beslemeye çalışın. Kendi isteklerinize eğileceğiniz geniş zamanları beklemeyin, neticede insanın yapması gereken bir şeyler her zaman vardır.

  1. Kendime şefkatli ve affedici yaklaşıyor muyum?

Çoğu kez, kaygı ve çekincelerimizin kaynağı olan, bizi yargılayan şey kendi iç sesimizdir. Hatalarımıza ve kusur olarak gördüğümüz şeylere fazla odaklandığımızda, dışavurumun ve ifadenin önü kesilmeye başlar. İç sesimizin daha şefkatli ve affedici olmasına özen göstermeli, hatalardan öğrenmek için illâ ki kendimizi sert bir şekilde yargılamak durumunda olmadığımızı fark etmeliyiz. Hepimizin bildiği gibi, hayat bir öğrenme yolculuğu ve bu yol doğrusal bir şekilde ilerlemiyor. Bizi biz yapan şeylere ve hedeflerimize odaklandığımızda, başka insanlara tanıdığımız vakti ve gösterdiğimiz şefkati kendimize de yönlendirebildiğimizde, bu yolu daha iyi kat edebiliriz.