Mutluluğunuzun Sorumluluğunu Almak İçin 3 Adım

Çoğu kez hayatın karşısında çaresiz hissederiz. “Bunlar neden benim başıma geliyor”, “Hep beni kızdıracak şeyler yapıyorlar”, “Tam işler düzelmişken yine bir sorun daha çıktı” gibi cümleler kurarız, şikayet ederiz, başkalarını suçlarız. Eşimizi, iş arkadaşımızı, trafiği, hatta yağan yağmuru suçlarız. Peki, “mutluluğumuzun sorumluluğunu” alırsak ne olur?

 

Hayatta bizi öfkelendiren veya strese sokan şeyler olduğu kadar, mutluluk ve heyecan verici olaylar da vardır. Hangi duyguları besleyeceğimizi biz seçebiliriz. Mutluluğumuza sahip çıkma, olaylara nasıl yanıt vereceğimizi seçme gücümüzü fark etmek bunun en büyük adımıdır. Bu gücü fark etmek ve olumlu değişim zincirini başlatmak için atabileceğiniz bazı adımları sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

  1. Şikayet etmeyi bırakın.

 

İşler ne kadar ters gidiyor gibi gözükse de, bunlardan şikayet etmek sizin bir mağdur rolünü oynadığınız anlamına gelir. Etrafınızda gerçekleşenler, sizi mutsuz etmek için uğraşan kötü niyetli kişilerin yaptıklarından ziyade sizin seçimlerinizin birer sonucudur. Örneğin, iş yerinizde yaşadığınız stres, elbette zorlayıcı bir süreçtir. Ancak kendinize bu işi yapmayı neden seçtiğinizi,  aldığınız manevi ve maddi karşılığı düşünmek, sorumluluklarınızı gerçekleştirdiğinizi fark etmek önemlidir. Durumdan şikayet edip umutsuzluğa kapılmak yerine zor dönemlerin geçici olduğunu ve bunların altından kalkma gücüne sahip olduğunuzu kendinize hatırlatabilirsiniz.

 

  1. Kabullenici olun.

 

Sorumluluğun sizde olduğunu kabul etmek kadar, her şeyi kontrol edemeyeceğinizi, yaşamın bilinmezliğini ve insanların birbirinden ne kadar farklı olduğunu anlamak da önemlidir. İşler planladığınız gibi gitmeyebilir. Çevrenizdeki insanlar sizden çok daha farklı düşünüyor ve hissediyor olabilir. Bu karşılaşmalara hayal kırıklığı ve yargılayıcı bir tavır ile yaklaşmak yerine her bir farklılığın hayatı zenginleştirdiğini, hiç kimsenin kusursuz olmadığını ve olumlu olan yönlere odaklanmayı seçebileceğinizi fark edin.

 

  1. Mutluluğunuzun gerçek kaynağını keşfedin.

 

Hiç kimse, hiçbir terfi, hiçbir materyal zevk sizi gerçek anlamda, hayatınızın sonuna kadar mutlu edemeyecektir. En yakınımızdaki insanlarla bile fikir ayrılığına düşebiliriz veya önceliklerimiz farklılaşabilir. Aldığımız yeni telefon bizi başta mutlu etse de bir süre sonra bundan sıkılabiliriz. Mutluluğun kaynağını dışarıda aradıkça, bitmeyen bir döngüde anlık mutlulukları kovalar dururuz. Dışsal ve içsel mutluluklar arasında bir denge belirlemek, ihtiyaç duyduğumuz materyal konforu sağlamak için uğraşmanın yanı sıra bizi mutlu eden içsel kaynakları, tutkularımızı ve hedeflerimizi fark etmek önemlidir.

 

Kendimizi bir mağdur gibi görmeden, mutluluğumuzun sorumluluğunu elimize almamız mümkündür. Elimizde olmayan durumları kontrol etmeye çalışıp kendimizi yıpratmadan, ancak seçimlerimizin ve farklı durumlara verdiğimiz yanıtların sorumluluğunu bilinçli olarak üstlenerek gerçek bir dengeyi yakalayabiliriz.