Organizasyonel Dinamikleri Güçlendirmek İçin 3 Kritik Adım

İnsanların toplu şekilde hareket ettiği ve birlikte çalıştığı birçok alan ve yapıda bireylerin birbiriyle olan ilişkisel etkileşimleri yapılmakta olan işe de doğrudan etki eder. Bunun farkındalığıyla bir çıkarım yapacak olursak, bu ilişkilenmelere daha fazla değer verecek tasarımlar ve düzenlemeler yapmak istediğimiz verimli ve de keyifli çalışma ortamını bize sağlayacaktır. Organizasyonlarda yapılmak istenen bu tarz düzenlemelerde önemli olan, profesyonelce hazırlanmış ve temeli özellikle de psikoloji ve sosyoloji alanında yapılmış bilimsel çalışmalara dayanan çeşitli verilerin iyi bir şekilde pratiğe geçirilmesidir. Ben de bu düzlemde size birkaç öneride bulunacağım.

1. Hedefleri ve Süreçleri Paylaşın

İnsanların bir arada tutan ve birlikte hareket etmelerini sağlayan en önemli şey o topluluk içerisindeki bireylerin benimsedikleri ortak değerlerdir. Bu değerleri var etmek ve canlı tutabilmek özenli bir yönetim gerektirir. Bunu sağlamanın ana prensiplerinin başında öncelikle ortak bazı hedefler belirlemek gelir. Kısa ve uzun vadeli hedeflerin arkalarında yatan nedenlerle birlikte benimsenmesiyle ortak bir topluluk planı ve hafızası oluşturulmuş olur.

Bireyleri hayatta hareket hâlinde tutan ve onlara zor zamanlarda dayanma gücü veren şeyler, kendi iç motivasyonları ve Asil Hedefleridir. Söz konusu olan topluluklar olduğunda da ortak hareket edebilmek ve motivasyonu korumak, ulaşmak istediğiniz amaçların net olarak belirlenmesinden ve her bir çalışan için görünür olmasından geçer. Bir sonraki adım ise bu hedeflere giden yolda bireylerin birbirlerinin hareketlerinden ve sürecin neresinde durduklarından haberdar olmalarını sağlayacak çeşitli pratikleri var etmektir. Bu kimi zaman geleneksel şekilde yapılacak teknik bir toplantı olsa da süreç bilinci çok daha farklı aktiviteler ile de desteklenmelidir. Bununla ilgili olarak bir sonraki maddeye göz atalım.

2. Birlikte Eğlenebileceğiniz Aktiviteler Düzenleyin

Yaşamın her alanında disiplin ve düzen başarının anahtarıdır, fakat insanın robotik bir varlık olmadığını da unutmamak gerek. Kimi zaman yoğun iş ve yaşam akışı verimliliği ciddi şekilde etkileyecek, monoton bir hâl alabiliyor. Bu yoğun tempoların oluşturduğu etkiler yalnızca bireylerin iç dünyasında değil ayrı zamanda bireyler arası ilişkilerde de basit gerilimleri dahi yükseltebilecek noktalara getirebilir. Bu sebeple özellikle birbirleriyle etkileşim halinde çalışan ve yaşayan insanların aynı zamanda birlikte eğlenebilecekleri aktiviteler içerisinde yer almaları ilişkileri oldukça tazeleyici bir etki yaratacaktır. Birlikte gülebilen, eğlenebilen insanların ayrıca birbirlerine karşı güveni ve toleransı da artacaktır.

Pandemi koşulları içerisinde bu tür etkinlikleri düzenlemek imkânsız gibi gözükebilir, ancak moralleri yüksek tutmak ve birlikte keyifli zaman geçirmek her ilişki için son derece besleyicidir. Görüntülü toplantılarınızdan birini sadece iş harici sohbetlere ayırmak, çevrimiçi turnuvalar düzenlemek, birlikte izleyebileceğiniz ya da dinleyeceğiniz müzik, video ya da filmler seçmek bile topluluk bilincini yaşatmanıza yardımcı olabilir. Elbette, bu etkinliklerin de gereğinden fazla zaman almamasına ya da mesai saatlerinin dışında, geç vakitlerde düzenlenmemesine özen göstermeli, bunun keyifle beklenen bir vakit değil de bir külfete dönüşmemesi için dikkatli olmalısınız.

3. Kurumsal Kültürünüzü Oluşturun

Her ne kadar özgürlükler çağında olsak da insanın aidiyet duygusunun çağlar üstü bir yapısı vardır. Güvende olduğumuzu bildiğimiz ve duruşuyla gurur duyduğumuz bir yere, yapıya veya kimliğe her zaman ihtiyaç duyarız. Organizasyonel yapılarda da bireylerin bu yapıya olan aidiyetlerini arttıran ve yapı içerisindeki hareketlerini özgün kimlik alanlarına dokunmadan düzenleyen çeşitli tutumlara ihtiyaç vardır. Bu sayede yapı içerisinde sağlıklı bir hareket ve iş akışı sağlanırken insanların kıvanç duyabilecekleri bir yapı da kurulmuş olur.

Sadece kurum kültürü oluşturmak üzerine kitaplar dolusu şey yazılabilir fakat işin inceliğine dair birkaç noktaya sizin için burada değinmek istiyorum. Kültürü kültür yapan, o güne kadar bu kültür içerisinde var olmuş, bilinçli (ya da bilinçsiz) bir şekilde üretilmiş davranış ve tutumların bütünüdür. Yani biraz daha açmak gerekirse bir yapı içerisinde devamlı olarak gerçekleşen hareket veya olayladır. Bu döngüler yapı içerisinde devamlı olarak kullanılan dilin kendisi de olabilir, her yıl bir defa gerçekleşen büyük bir organizasyon da. Yapı içerisindeki üretime ve insana dair olan her şey kurum kültürünün bir parçası olabilir.

Bir kurum kültürünü oluştururken, kapsadığınız her bir öğenin ne kadar farkında olursanız istediğiniz sonuçlara ulaşmanız da o kadar kolaylaşır. Burada, bilinçli/bilinçsiz ayrımı büyük bir önem taşıyor. İş yapma biçiminiz, çalışanlarla olan ilişkileriniz, beklenti ve talepleriniz beraberinde ne getiriyor? Organizasyonel kalıplarınızın ne kadar farkındasınız? Bireysel davranış kalıplarınızı fark etmenize benzer şekilde, kurumunuz içinde tutumlarınızla neyi beslediğinizi de fark etmeniz önemlidir. Bir organizasyon olarak nasıl bir örnek teşkil etmek istediğinizi düşünmeli, yaşatmak istediğiniz döngüleri bilinçli olarak seçmelisiniz ki yapı içerisindeki bireyler de bu kalıpları benimsesin. Bu konuda bilhassa yöneticilere çok iş düşüyor. Yöneticiler kurum kimliğini ve kurum kültürünü oluştururken, bu kimliğin ileride tüm çalışanların bir parçası olmaktan mutluluk duyacağı kapsayıcı bir şemsiye olacağını düşünerek mutlaka çok özenli olmalı, gerektiğinde profesyonel destek almalıdır.