Şu Anda Ne Hissediyorsunuz?

Şu an içerisinde bulunduğunuz duyguları tanımlamanızı istesem, bana nasıl bir yanıt verirdiniz? Biri “Nasılsın?” diye sorduğunda verdiğiniz “İyi diyelim, iyi olalım” cinsinden bir cevabı kabul etmeyeceğimi söyleseydim, yanıtınız değişir miydi?

Pek çoğumuzun duygularımızdan bihaber yaşayıp gitmemizin, ancak bardak dolup ani bir duygu patlamasıyla taştığında bir şeylerin ters gittiğini anlamamızın o kadar çok sebebi var ki. Ta çocukluğumuzda başlayan bir yabancılaştırılma söz konusu: “Erkekler ağlamaz” cümleleri, “Uslu dur” ile yatıştırılıp reddettiğimizde de bir cezasını çekmemiz… Yaşımız biraz ilerlediğinde, toplumun bize biçtiği değerlere yüzleşmemiz… Okulda veya iş ortamında duygulara yer olmadığı inancı… “Aman rengini belli etme, insanlara ne durumda olduğunu çaktırma”, “Ölçülü davranmalısın, kontrollü olmalısın” tembihleri… Modern yaşamın getirdiği yalnızlaşma ve kabuğa çekilme…

Her şey bizi kendimizden, duygularımızdan uzaklaştırıyor. Öyle ki, kimi zaman öfkemizin ardında nasıl bir hayal kırıklığı yattığını, anlam veremediğimiz üzüntünün aslında kabul edilip yası tutulmamış bir kalp kırıklığından geldiğini göremiyoruz. Ya da, büyük bir neşe duyduğumuzda, bununla ne yapacağımızı da bilemeyebiliyoruz. Zihnimizde yankılanmış düşünce kalıplarıyla yaşamaya, davranışlarımıza hakim olmak için çabalamaya o kadar alışmışız ki, hislerimizle bağ kuramıyoruz. Duygularımızı bastırmak yerine tam anlamıyla hissetmenin bize ne kadar büyük bir hizmet sunabileceğinin farkında değiliz.

Her duygu, tıpkı bedendeki diğer sistemler gibi, somut bir gerçekliğe sahiptir. Belli bir algılamanın sonucu ortaya çıkan, tüm vücudumuzda dolaşan kimyasal moleküllerdir duygular. Ateşimiz çıktığında “yok canım, ateşim çıkmadı” dememiz ne kadar anlamsızsa, bu duygulanımları yadsımak da o kadar yersizdir aslında. Ateşimizin çıkışının bağışıklık sistemimizin tehlike altında olduğuna işaret eden bir uyarı olması gibi, her duygu da bir mesaj taşır. Bir şeylerin iyi ya da kötü gittiğini, güvende hissedebileceğimizi veya tehdit altında olduğumuzu, bir sınırın geçildiğini, saygı gördüğümüzü, bir değerimizin çiğnendiğini ve daha pek çok farklı anlamı bir duygu molekülü taşır.

Biz, duygularımızın bize söyleyeceklerine kulak verebildiğimizde, “bastırma-patlama” döngüsünü kırabiliriz. Bir hissi kontrol etmek için çabalamak yerine onu tecrübe etmek ve duyguya bilinçli bir yön verebilmek için, öncelikle duygularımızla aramızdaki bu zedelenmiş, aşınmış bağı yeniden kurmamız gerekiyor.

Esasen tabiatımız gereği iç içe olduğumuz, binlerce yıl bize nasıl hareket edeceğimizi göstermiş bu öğretmenimizle yeniden iletişim kurmak için yapabileceğimiz birkaç ufak adım:

  • Duygularımız hakkında konuşmak. Başlangıçta ne kadar zor gelse de, pratik ettikçe hislerimizle daha rahat bağlantı kuramaya başlarız.
  • İnsanlara “Nasılsın?” diye sormak ve dikkatle dinlemek. Başkalarının duyguları bize de ayna tutar.
  • İyi bir kitap okumak. Karakterlerin derinlemesine işlendiği, onların iç dünyalarına şahit olacağımız güzel bir kurgu roman okumak, duygulanımları takip etmemiz için bize iyi bir fırsat sunabilir.
  • Duyguların doğasına dair bir şeyler araştırmak. Dünyanın ilk ve en büyük duygusal zeka organizasyonu olan Six Seconds’ın başlatmış olduğu ve Hayatın Ritmi ailesi olarak emek verdiğimiz değerli bilgileri keşfetmenizi, özlü bazı videoları izlemenizi ya da makaleleri okumanızı size önerebilirim.
  • Duygusal zekayı geliştirmek.